Geleceğimiz YİBO'lara, YİBO'lar Bize Emanet...
Çoğumuz adını bile duymadık. Duyanlar da büyük olasılıkla ne anlama geldiğini bilmiyor. Oysa YİBO'lara yani "yatılı ilköğretim bölge okulları"na 68 yıldır geleceğimizi emanet ediyoruz. Halen 75.046'sı erkek, 38.334'ü kız öğrenci olmak üzere toplam 113.380 çocuk, YİBO'larda devlet tarafından barındırılıyor, besleniyor ve eğitim görüyor.
YİBO'lar ilk olarak 1939 yılında maddi yetersizlikler nedeniyle eğitim alamayan köy çocukları için açıldı. 1962'de yapılan kanun değişikliğiyle ülkenin dört bir yanına yayılmaya başladı. 8 yıllık kesintisiz eğitimin uygulandığı son 10 yılda ise sayıları giderek arttı. Bugün Türkiye genelinde 60 ilde 301 YİBO bulunuyor. Nüfus dağınıklığı ve coğrafi koşullarının zorluğuyla öne çıkan Doğu Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu, bölgelere göre dağılımda başı çekiyor.
Meslek sahibi, ufku açık "birey"ler yetiştirilmesinde önemli bir rol oynayan YİBO'lar bugün, kırsal alanda yaşayan çok çocuklu ailelerden gelen öğrencilerin yanı sıra, terör yüzünden okulları kapatılan ya da yaşadıkları yerde okul bulunmayan öğrencilerin de eğitim sistemine dahil edilmesine olanak tanıyor. Ayrıca, bulundukları bölgenin halkıyla bütünleşerek, onların sosyal, ekonomik, kültürel, sportif ve teknolojik gelişimlerini sağlama gibi ağır bir misyonu da üstleniyor.
Bu önemli rollerine rağmen YİBO'ların fiziksel koşulları, büyük kentlerin donanımlı devlet okullarının çok gerisinde kalıyor. Geleceği bugünden tasarlamak için, kaliteli eğitime yatırım yapmak zorundayız. Geleceğimizi emanet ettiğimiz YİBO'ları, çocukların koşa koşa geldiği, mutlu ve rahat yaşadığı, çağdaş eğitim olanaklarından yararlandığı, evrensel ve ulusal değerleri özümsediği çağdaş eğitim kurumlar haline getirmek için hepimize önemli görevler düşüyor.
Fiziksel Koşullar, Sağlık ve Hijyen
Milli Eğitim Bakanlığı'nın İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde, ilköğretimin amaçlarından biri şöyle tanımlanıyor:
Öğrencilere, toplumun bir üyesi olarak kişisel sağlığının yanı sıra ailesinin ve toplumun sağlığını korumak için gerekli bilgi ve beceri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı konularında bilimsel geçerliliği olmayan bilgiler yerine, bilimsel bilgilerle karar verme alışkanlığını kazandırmak.
YİBO'ların pek çoğu, bu amacı karşılayacak fiziksel koşullara sahip değil. Dersliklerden yemekhanelere, lojmanlardan yatakhanelere, çoğunun çatı ve pencereleri harap, kapıları kırık ya da yok. Çamaşırhanelerindeki ekipmanlar eski ya da kullanılmaz halde. Isıtma sistemi hâlâ soba olan okullar olduğu gibi kaloriferli olanlar da, iyi yapılmadığından yeterince verimli değil. Çoğunun bahçesi çamur deryası, kapalı spor salonları yok. Birçoğuna şehir suyu ulaşmıyor ya da sık sık kesiliyor. Tankerlerle su taşındığı için banyo olanakları kısıtlı. Birçok YİBO'nun kötü yapılmış kanalizasyon sistemine, su konusundaki sıkıntılar da eklendiğinde tuvalet ve banyoların sağlıklı olarak işler kalması ve hijyenin sağlanması mümkün değil.
Her yıl ufak bir ödenekle biraz boya-badana makyajı yapılsa da okul aynı zor hatta dayanılmaz koşullarda başlar. Durum böyle olunca, YİBO'ların özendiriciliği de kalmaz, varolan yatakları bile dolmaz. Bir YİBO, ortalama 520 öğrenci kapasitesine sahip. Ülkemizdeki tüm YİBO'ların yatak kapasitesi 143.332. Buna karşın 30 bini aşkın yatak hâlâ boş. Oysa ülkemizde halen her 100 erkek çocuktan 8'i, her 100 kız çocuğundan 13'ü okula gitmiyor.
Törensiz Çocuklar...
Bunca yetersiz koşullara ve olumsuzluklara karşın, fedakar öğretmenlerin desteğiyle YİBO çocukları, 8. sınıfı bitirir ve parasız yatılı olarak ortaöğretim kurumlarına yerleştirilir. Bazıları pilot ya da astronot olmak istediğini söylese de, çoğunun gözü, eksikliğini duydukları (doktor, avukat, hemşire) ya da somut örneklerini görüp özendikleri (öğretmen, asker, polis) mesleklerdedir. Bir kısmı da bu yolun çok uzun ve maliyetli olduğunu düşünüp teknik eğitimi seçerek en kısa sürede meslek sahibi olmayı düşler. Hepsi ama hepsi, adam olup kendi köylerine, ilçelerine ya da illerine hizmet, sağlık, eğitim ve huzur getirmek ister. Bu nedenle durmadan usanmadan çalışırlar.
Nisan-Mayıs ayları, Anadolu'dakiler için tarlada çalışma zamanıdır. Bu yüzden YİBO çocukları, çoğunlukla karne törenlerini hiç göremezler. Çünkü okuyabilmeleri için gelecek yılın harçlığını çıkarmak zorundadırlar. Bu yüzden pamuğa, fındığa, üzüme giderler. Hatta Eylül'deki okul açılışına da, hasat kalkmadığı için hiç katılamazlar!
YİBO'lara ve YİBO çocuklarına sahip çıkmak, onlara kendi çocuklarımıza layık gördüğümüz ortamı sağlamak bizim elimizde. Geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimizi, YİBO'lara emanet ediyoruz. YİBO'lar da bize emanet.
VitrA ve Artema'dan YİBO'lara...
Modern teknoloji ve çağdaş tasarımlarla banyo kültürü yaratmayı hedefleyen Eczacıbaşı Yapı Grubu, ülkesindeki tüm çocukların kaliteli ve çağdaş eğitim olanaklarını hak ettiğine inanıyor. Bu inançla, VitrA ve Artema, YİBO'ların tuvaletlerini yenilemek, onlara sağlıklı ve hijyenik bir ortam sunmak üzere yola çıkıyor ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin işbirliğiyle yeni bir projeye başlıyor.
Aralarında Artvin, Bitlis, Erzincan, Giresun, Hakkari, Muş, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van'ın da bulunduğu şehirlerdeki YİBO'ların tesisat altyapısının da yenilenmesini sağlayacak çalışma, Eczacıbaşı Yapı Grubu'nun mimarları tarafından projelendiriliyor. Valilik, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kaymakamlıkların da destek verdiği proje kapsamında, Eczacıbaşı Topluluğu kuruluşlarından İpek Kağıt da çocuklara tuvalet ve hijyen eğitimi verecek. Zaman içinde, topluluğun diğer alanlardaki uzmanlık ve birikiminin de projenin hizmetine sunulması hedefleniyor.